Haber-4
SENDİKAMIZ GENEL BAŞKANI SAYIN RAMAZAN DENİZER’İN
16. KÖMÜR KONGRESİ’NDE YAPTIĞI KONUŞMA
26 Mayıs 2008
Sendikamız Genel Başkanı Ramazan Denizer, 26-28 Mayıs 2008 tarihlerinde
Zonguldak'ta
gerçekleştirilen 16. Kömür Kongresi'nin açılışında bir konuşma yaptı.
Denizer'in konuşması şöyle;
Genel Maden İşçileri Sendikası ve şahsım adına, sevgi ve saygılarımızı sunuyorum.
16. Kömür Kongresi’nin, madencilik sektörüne, Zonguldak ve ülkemize ışık tutacağına yürekten inanıyor, kongreyi düzenleyen arkadaşlarımıza ve katkı veren herkese teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Bugün, başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan savaşların, çatışmaların ana nedeni enerjidir.
Enerji kaynaklarını elinde bulunduran ülkeler, dünya ekonomisinde de o derece yönlendirici olmaktadır.
Ne yazık ki bu açıdan bakıldığında, Türkiye hiçte iyi bir durumda değildir.
Sektörün içinde bulunduğu sorunları biliyorsunuz.
Biz de Genel Maden İşçileri Sendikası olarak örgütlü bulunduğumuz Türkiye Taşkömürü Kurumu’ndaki gelişmeleri yakından izliyoruz.
Dünya’da, enerji savaşlarının doğrudan veya dolaylı olarak sürdüğü bir dönemde, TTK’ da üretimin gerilemesinin yanlış olduğunu her fırsatta anlatmaya çalışıyoruz.
Evet, 5 milyon ton üretim kapasitesine sahip olan TTK, yılda 1,7 milyon ton üretiyor ve ürettiğinin büyük bir bölümünü Çatalağzı Termik Elektrik Santraline veriyor.
Türkiye’de, koklaşabilir özellikte taşkömürü sadece bu bölgede bulunduğu için bölgemize kurulan iki demir-çelik fabrikasının yıllık ihtiyacı 2,5 milyon ton, ama TTK’nın iki fabrikaya verdiği taşkömürü sadece 400 bin ton.
Yani koklaşabilir özelliği olan Zonguldak kömürü, demir-çelik sektörü ve diğer sanayi sektörü için üretilmiyor.
Ve bu sektörler tamamen dışarıya bağımlı durumda.
Üretimi düşürülen TTK’nın yerini özel sektörle doldurma gayretleri de boşa çıktı.
Hükümetin 4 yıl önce açıkladığı, 5 milyon ton TTK, 5 milyon ton özel sektör ile birlikte yılda 10 milyon ton taşkömürünü Zonguldak bölgesinden üretme planı hayata geçirilemedi.
Ve Türkiye, taşkömürü ithalatına her yıl yaklaşık
2 milyar dolar ödüyor.
Değerli konuklar,
Bizler, TTK’nın üretim kapasitesi olan yıllık 5 milyon ton üretmek, dışa bağımlılığımızı azaltarak katma değerin ülkemizde kalmasını sağlamak istiyoruz.
Biz, Kardemir ve Erdemir’in ihtiyacını karşılamak istiyoruz.
Bizler daha fazla kömür üretmek ve ülkemize katkı vermek istiyoruz.
TTK’nın yeraltında kazılmayı bekleyen 11,6 milyon ton hazır rezervi var.
Ayrıca yeni hazırlıklarla bu miktar daha da artacaktır. Yeni kuyularımız ile kazılacak kömür dışarıya kolaylıkla nakledebilecek, panoların havalandırması sağlanabilecek ve faaliyetler verimli şekilde yapılabilecek.
İşçi eksikliğinden dolayı üretim yapılabilecek ayak boylarının ancak yüzde 33’ü çalışılıyor.
TTK’da yılda 5 milyon ton üretim hedefine ulaşmak ve verimliliği artırmak mümkündür.
Bunun için acilen 2000+2000=4000 gruplu Pano Ayak Üretim işçisi, 500 Hazırlık işçisi ve 500 yerüstü kalifiye eleman alımı gerçekleştirilmelidir.
Biz Genel Maden İşçileri Sendikası olarak bunun teknik çalışmasını yaptık ve Başbakan’a sunulmak üzere rapora dönüştürdük.
Alınacak işçilerin Kuruma katkısı, toplam işçilik maliyeti çıkıldığında yılda en az 65 milyon dolar olacaktır.
Değerli arkadaşlarım,
Bu kongre için ülkemize gelen ICEM Genel Sekreteri Sayın Manfred Warda ile dünyadaki son gelişmeleri konuştuk.
Sayın Warda, özellikle Çin ve Hindistan’ın talepleri nedeniyle koklaşabilir taşkömürü fiyatlarının hızla arttığını ve 300 dolarlara dayandığını önemle belirtiyor.
Daha önce yapılan uzun vadeli anlaşmalar nedeniyle bugün 120-130 dolara kömür alanların kimseyi yanıltmaması gerektiğini söylüyor.
Bu gelişmeler öncelikle Erdemir ve Kardemir başta olmak üzere, ülkemiz demir-çelik sektörü açısından son derece düşündürücüdür.
TTK’nın ülkemiz sanayisi için önemli bir güvence olduğu artık görülmelidir.
Hala TTK’nın zararlarını konuşmak yerine, TTK’nın üçte bir kapasite ile çalışmasının doğru olmadığını konuşmalıyız.
Dışarıya 2 milyar dolar ödemek yerine, neden kendi kaynaklarımızı kullanmadığımızı sorgulamalıyız.
Sayın Warda, Almanya ve Türkiye’deki üretim maliyetlerinin aynı olduğunu, ama Almanya’nın yılda 2 milyar Euro katkı vererek ülkenin taşkömürü ihtiyacının yüzde 40’ını kendi kaynaklarından ürettiklerini belirtiyor. Alman halkının bunu anlayışla karşıladığını söylüyor.
Onlar, ülke sanayisinin geleceği açısından tamamen dışarıya bağımlı olmayı doğru bulmuyorlar.
Ama bizde öyle olmuyor.
TTK’yı zarara sokmak için her şeyi yapanlar, sonra TTK’yı halka şikayet ediyorlar ve ithalatı teşvik ediyorlar.
Değerli arkadaşlarım,
Elektrik enerjisinin yüzde 70’ini dış kaynaklı üreten Türkiye, ne yazık ki kömür konusunda da politikasız durumdadır.
İlgili bakanların dahi cari açığın tehlikeli boyutlarda olduğunu itiraf ettiği bir dönemde, hala üretim ekonomisine öncelik verilmiyor ve faiz artırılarak uluslararası tefecilere kaynak aktarılıyor.
Yeraltındaki hazır kömürü kazarak yerüstüne çıkartacak işçiyi, İMF izin vermediği için alamıyoruz.
Türkiye’de her şey tartışılıyor, ama İMF kararları tartışılmıyor.
İMF, kamuda çalışan sayısının azaltılmasını, ücretlerin düşürülmesini ve özelleştirmelerin devam etmesini istiyor.
Ama kimse, “Zaten bunları yaparak Türkiye ekonomisini bu hale getirdik. Ve akşam sabah kriz bekler hale geldik” demiyor.
Siyasetçilerimiz, kar marjı yetersiz ve riskli olduğu için özel sektörün uzak durduğu yeraltı maden işletmeciliğinde dahi kamusal yatırımların gerekliliğini savunamıyor.
Değerli konuklar,
Madencilik özveri ve kültür işidir.
Bu kültür sabahtan akşama kazanılmamıştır.
Madencilik tecrübe ister.
Türkiye Taşkömürü Kurumu 160 yıllık üretim kültürüne sahiptir.
Buradan bir kez daha uyarıyorum;
TTK’da işçi açıklarının giderilmesi konusunda kimsenin bizi oyalamasını istemiyoruz.
İşi açıkları nedeniyle sadece üretim gerilemiyor, aynı zamanda sağlıklı çalışma ortamı da kalmıyor.
Başta TBMM Başkanımız Sayın Köksal Toptan olmak üzere, Zonguldak ve tüm bölge milletvekilleri, bu gerçekleri İlgili Bakanlara ve Başbakan’a anlatmalıdırlar.
Biz bu gerçekleri anlatmanın bir yolunu mutlaka bulacağız.
Bu sektörde çalışan ve gerçekleri bilen sizlerin de bize destek vereceğine yürekten inanıyor, Kömür kongresinin yeni bir dönüm noktası olmasını diliyorum.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum".
16. KÖMÜR KONGRESİ SONUÇ BİLDİRİSİ
Türkiye 16. Kömür kongresi'nin
sonuç bildirgesi açıklandı.
26-28 Mayıs 2008 tarihleri arasında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Konferans
salonunda gerçekleştirilen Türkiye 16 Kömür Kongresi Sonuç Bildirgesi açıklandı.
Maden Mühendisleri Zonguldak şubesi tarafından iki yılda bir gerçekleştirilen
kömür kongresinde, teknik ve özel oturumlarında 30 adet bilimsel, 6 adet de
çağrılı bildiri sunulduğu belirtildi. Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube
Başkanı Erdoğan Kaymakçı, 1978 yılından itibaren yılaşırı olarak Zonguldak'ta
gerçekleştirilen Türkiye Kömür Kongreleri'nin 16.sı, 26-28 Mayıs 2008 tarihleri
arasında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Konferans Salonunda
gerçekleştirildiğini kaydetti. Prof. Dr. Şinasi Eskikaya'nın Onursal
Başkanlığında toplanan kongreye, 35 kurumdan 504 delege katıldığını belirten
kaymakçı, "Kömür Madenciliğinde İş Sağlığı ve Güvenliği ile Enerji Yatırımları
İçinde Kömürün Yeri ve Batı Karadeniz Bölgesinin Önemi" ana temalarının
işlendiği kongrenin teknik ve özel oturumlarında 30 adet bilimsel, 6 adet de
çağrılı bildiri sunulduğu belirtilirken, 21 firmanın katıldığı "Maden Makinaları
ve Donanımı" sergisinin kongre süresince açık kaldığı belirtti. Kaymakçı,
“Kongre kapsamında yer verilen özel bir oturumla, Prof. Dr. Cemal Birön'e Türk
madenciliğine ve madencilik eğitimine olan katkılarından dolayı minnet ve şükran
duyguları sunulmuştur. Diğer taraftan, ilgili tüm tarafların katılımıyla 'Enerji
Yatırımları İçinde Kömürün Yeri ve Batı Karadeniz Bölgesinin Önemi' başlıklı bir
panel düzenlenmiş, panelde sektörün içinde bulunduğu sorunlar ortaya konmuş ve
çıkış yolları aranmıştır. Panele katılan tüm tarafların ortak söylemi, 'Özel
sektörün madencilik alanına yatırım yapmadığı, kamunun ise izlenen ekonomik
politikalar nedeniyle bu alandan çekildiği ve doğal olarak tüm enerji
yatırımlarının ithal kaynaklara göre planlandığı, bunun ise doğru ve
sürdürülebilir bir şey olmadığı' olgusudur” dedi.
“BUGÜNE KADAR 79 ADET YABANCI BİLDİRİ SUNULDU”
Bugüne kadar yapılan 16 Kömür Kongresi'nde 79 adet yabancı bildiri sunulduğunu
kaydeden Kaymakçı, “Geçmiş 16 Kömür Kongresi istatistiklerine göre, 1978'den
bugüne kadar gerçekleştirilmiş kongrelerde toplam 537 adet yerli, 79 adet
yabancı bildiri sunulmuştur. Sunulan bildirilerde ele alınan konular ağırlıklı
olarak Zonguldak kömür havzasında gerçekleştirilen taşkömürü üretimi çalışmaları
ve bu sektörle ilgili sorunlara, yani dünün Ereğli Kömür İşletmeleri (EKİ),
günümüzün TTK'sı ile ilgili sorunlara yoğunlaşmıştır. Tüm bu gayretlere karşın
geçen 30 yıllık süre içerisinde Zonguldak havzasındaki kömür madenciliği sürekli
kan kaybetmiş, yatırımlar yok denecek kadar azalmış, üretim düşmüş, kurum
zararlarındaki artış da ülke ekonomisi üzerinde ağır bir yük gibi görülmeye
başlanmıştır. Yıllık 2 milyon tonun altına düşen üretim, ürün kalitesi açısından
demir-çelik sektörü ile olan bağını da en aza indirmiş ve kurum büyük oranda
Çatalağzı Termik Santrali'ne yönelik üretim yapar hale gelmiştir. Bu kötü
gidişatın durdurulabilmesi için TTK'nın mevcut yönetim yapısı özerkleştirilerek,
siyasilerin oyuncağı olmaktan kurtarılmalı ve Kurumun yönetim kadroları yetkin
ve dinamik ellere bırakılmalıdır. Yıllar yılı ihmal edilen taşkömürü madenciliği
için gereken yatırımlar vakit kaybetmeden gerçekleştirilmelidir. Tüm bunlara
ilave olarak, deneyimli işçi ve nezaretçiler bir bir emekli olup kurumdan
ayrılmadan yeni işçi alımlarına gidilmeli, böylece deneyimli işçilerin bilgi ve
görgülerini yeni işçilere aktarmalarına olanak sağlanmalıdır. Diğer taraftan,
küresel ölçekte yıldan yıla artış gösteren enerji ihtiyacı ve bu konuda yapılan
spekülasyonlar, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışı da beraberinde
getirmiştir. Enerji sektöründe yaşanan darboğaz, kömürün, hem sanayinin hem de
elektrik üretiminin vazgeçilmez bir enerji kaynağı olduğu gerçeğini bir kez daha
göstermiştir. Maden Mühendisleri Odası'nın uzun yıllardır ülke kamuoyuna 'Kömür
geçmişimiz değil, geleceğimizdir' uyarısına karşın siyasiler, kamuoyuna kömür
emekçilerini şikayet etmişler, yaşanan ekonomik krizlerin sorumlularından biri
olarak da TTK'yı göstermişlerdir. Ancak, gelinen son noktada, Maden Mühendisleri
Odası'nın haklılığı ortaya çıkmıştır” diye konuştu.
“KÖMÜR ARAMALARINA HIZ KESMEDEN DEVAM EDİLMELİDİR”
Olumsuz gidişe son verebilmek için, linyit ve taşkömürü rezervlerimizin
artırılabilmesi amacıyla ülke bazında kömür aramalarına hız kesmeden devam
edilmesi gerektiğini kaydeden Kaymakçı, “Ülkemiz hali hazırda işletilebilir
düzeylerde linyit ve taşkömürü rezervlerine fazlasıyla sahipken, ülkemiz enerji
üretiminin ithal doğalgaz ve ithal kömüre muhtaç duruma getirilmesinin nedenini
mantıklı ve makul ölçülerde izah edilebileceğini düşünmek imkansızdır. İşsizlik
günden güne çığ gibi büyümektedir. İnsanlarımız kendi ulusal kaynaklarını
üreterek karınlarını doyurabilecekken, sözde daha karlı görülen her alanda ithal
mal ve hammaddelere aşırı ölçülerde yönelinmektedir. Yapılan maliyet
hesaplarında, bir işsiz yurttaşın devlete gerçekte ne kadarlık bir ekonomik yüke
mal olduğu hesaplanmakta mıdır? Bugün neredeyse her sektörde dışa bağımlı hale
getirilmemizin arkasında başka nedenler aramamak aymazlık değil midir? Bu
olumsuz gidişe son verebilmek için, linyit ve taşkömürü rezervlerimizin
artırılabilmesi amacıyla ülke bazında kömür aramalarına hız kesmeden devam
edilmelidir. Mevcut termik santrallerimizin yenileme ve modernleştirme
çalışmalarına önem verilmelidir. Buna ilave olarak, enerjide linyitlerin
kullanımının ağırlıklı olduğu, çevreyle barışık yeni termik santraller
kurulmasına hız verilmelidir. Temiz kömür teknolojileri alanında bilimsel
çalışmalar hızlandırılmalıdır. Bu yönde yapılacak bilimsel çalışmalar sayesinde,
elektrik üretiminde daha verimli bir teknoloji kullanmak ve gerektiğinde sıvı
yakıt, hidrojen ve çeşitli kimyasalların üretimine de olanak sağlayan esnek bir
teknoloji geliştirilmiş olacaktır. İç ve dış borçlarımızın her geçen yıl
katlanarak arttığına tanık olmaktayız. Bu borçlardan ve yanlış politikalardan en
kısa sürede kurtulabilmek için sağlıklı ve geleceğe yönelik politikalar üretmek
zorundayız. İçinde bulunduğumuz borç batağından kurtulabilmenin önemli bir yolu
mümkün olan her alanda üretim ve ihracat gerçekleştirmektir. Anadolu
coğrafyasına baktığımızda başta maden rezervleri ve tarım alanlarımız olmak
üzere doğal kaynaklarımızın hiç de yadsınamaz düzeyde olduğunu görebiliriz.
Ülkemize döviz girdisi, insanımıza iş olanağı sağlayacak başta madencilik olmak
üzere tüm alanlarda ciddi yatırımlar ve projeler gerçekleştirilmelidir. Bize
1950'li yıllarda aşılanmaya başlanan üretmeden tüketme kültürünü bir tarafa
bırakarak, ülke varlıklarını satarak değil emeğimizle üreterek, borçla değil
mümkün olduğunca kendi kaynaklarımız ve olanaklarımızla yaşamayı öğrenerek
gelecek kuşaklara özgürce yaşanabilir bir Türkiye bırakabiliriz” dedi.
“EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDERİZ”
Kaymakçı, kongreye destek veren ve emeğe geçenlere teşekkür ederek, “Ülkemiz
madencilik sektöründeki sorunlarının çözülebilmesi, ancak başta insanına, bilime
ve demokrasiye inanan siyasi iradenin gelişmesi ile olanaklıdır. Özel sektör,
bütün dünyada olduğu gibi doğası gereği, en az yatırımla ve en düşük
maliyetlerle daha fazla kazanç elde etme, düşük maliyetli iş gücü kullanma ve
devlet desteğinden de azami ölçüde yararlanma eğilimindedir. Sosyal bir devlet
yapısına sahip olmak isteyen ülkelerde, etik olmayan bu bakış açısını
dengeleyecek ve kabul edilebilir seviyelere çekilmesini sağlayacak erk, başta
devletin kendi politikaları olmak üzere, ilgili meslek odaları, sendikalar ve
sivil toplum örgütleridir. Bundan önce gerçekleştirilen 15 adet Kömür
Kongresi'nde ve benzeri organizasyonlarda ortaya koyulan görüş ve önerilerden
yeterince yararlanılmamış olması, yukarıda belirtilen siyasi iradenin
oluşturulamamış olmasının önemli bir göstergesidir. Dileğimiz, bu kongrede
üretilen görüş ve düşüncelerin, muhatapları tarafından yeterince
değerlendirilerek hayata geçirilmesidir. Ülkemizin, başta kömür madenciliği
olmak üzere diğer tüm madencilik alanlarında verimli çalışmalar ortaya koyarak
dünyada daha etkili konumlara gelmesi en önemli misyonumuz olmalıdır” dedi.