1990 BÜYÜK MADENCİ GREVİ
Gün , 30 Kasım 1990 Cuma,
Türkiye Taş Kömür Kurumu (TTK) ve Maden Teknik Arama (MTA) işyerlerinde çalışan 48 bin işçi greve başladı. Zonguldak maden işçileri, taş kömür havzasında 1848’ten bu yana ilk “yasal” grevini yapıyordu.
Madenci grevi sıradan bir grev değildi. Madenci “çok özel” bir eylem koyuyordu. 1990 yılındaki patlama yılların birikimidir.1990’daki Büyük Zonguldak Grevi sadece bir toplu sözleşmede uyuşmazlık sonucu gelinen nokta olarak görülemez.
Zonguldak için umut ve gelecek olan madenciliğin 1980’lerden sonra bilinçli olarak ekonomik değer olmaktan çıkartılmak istenmesi, kurumun küçültülmesi, kapatılmaya yönelik politikalar uygulanması, Zonguldak halkını derinden etkilemiştir.1990 grevi yılların ezilmişliğinin, hor görülmüşlüğünün, karın tokluğuna çalıştırılmanın baş kaldırışıdır.
1990’a kadar sadece ölümlü iş kazaları ile gündeme gelen madenci bu yıldan sonra; demokrasi mücadelesinde, ekmek mücadelesinde, özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yerini almıştır. 1990’da madenci seyirci olmaktan öte, sahaya inmiştir. Gündem olmuştur. 1980 12 Eylül’ü ile birlikte gelen karanlığın yırtılmasında, işçiyi,emekçiyi dışlayan politik düşüncenin yıkılmasında öncü rol oynamıştır.
Grevin amaçları birinci gün çıkan GENEL MADEN-İŞ Gazetesinde “EKMEK SAVAŞI” başlığıyla şöyle verildi.
İNSANCA ÇALIŞMAK, İNSANCA YAŞAMAK İÇİN,
EMEĞİMİZİN GERÇEK KARŞILIĞINI ALMAK İÇİN,
GÜVENLİ VE SAĞLIKLI ÇALIŞMAK İÇİN,
EKMEĞİMİZİ VE ONURUMUZU KORUMAK İÇİN,
GÖRMEYEN GÖZLERİ, DUYMAYAN KULAKLARI AÇMAK İÇİN,
GÜCÜMÜZÜ, BİRLİĞİMİZİ GÖSTERMEK İÇİN,
HAKLARIMIZI ALINCAYA KADAR EYLEMDEYİZ...
Eylem, gün-gün, dakika-dakika büyüdü, serpildi. Dalga-dalga gelişti. Bayrak oldu, fener oldu, ışık tuttu.... Eylem;hak arayış, boyun eğmeyiş, baş kaldırış, direniş, inat, sabır, onur, gurur, cesaret, coşku,disiplin, katılım, birlik, bütünlük, dayanışma, paylaşma, sevgi, dostluk, söyleşi, türkü, halay, sevinç, bayram, buluşma, kucaklaşma ve yürüyüş, yürüyüş, yürüyüş...Önce şehir içi yürüyüşler sonra Ankara yürüyüşü ve barikatla ortaya çıkan Türkiye gerçeği oldu. Dünya emekçilerinin demokrasi mücadelesine altın bir sayfada Zonguldak’tan yazıldı.
4 OCAK BÜYÜK ANKARA YÜRÜYÜŞÜ
Gün 4 Ocak 1991 Cuma
İnanılmaz, anlatılmaz bir olay yaşanıyordu. Koca bir kent Ankara’ya yürüyordu sayı her kilometrede artıyor, yürüyüş kordejinin sonu kıvrımlı Zonguldak yollarında görülmüyordu.100 bin’in üzerinde deniyordu. Tekses yükseliyordu.
“YOLUMUZ ANKARA, HEDEFİMİZ ÇANKAYA”
Açlık, yorgunluk, soğuk vız geliyordu. İnançlı, kararlı insan seli Başkente akıyordu.
Karamanlar, Devrek, Dorukhan, Mengen,Deller Köprüsü ve Barikat...
Tüm Dünyaya ulaşan mesaj ve geriye dönüş.8 OCAK 1991
GREVLER DURDURULDU
25 OCAK 1991 günü MGK toplantısından sonra Bakanlar Kurulu toplandı. Tüm grevlerin ertelendiği açıklandı. Zonguldak grevinin “işçilerin kaybını önlemek amacıyla 30 gün ertelendiği” açıklamasının yasal olmadığı fark edilince, Çalışma Bakanı İmren Aykut ikinci bir açıklama yaparak,”Körfez Bunalımı nedeni ile 60 gün ertelendiğini” duyurdu. Bakanlar Kurulu’nda gerekçenin bile tartışılamadığı anlaşıldı. Kararın Resmi Gazetede yayınlanmasından sonra 27 Ocak’ta iş başı yapıldı.
SÖZLEŞME İMZALANDI
5 Şubat 1991 günü Sendika Salonunda işçilerle yapılan toplantıda sözleşmenin imzalanmasına karar verildi. Sözleşme ülke koşulları göz önüne alınarak kerhen imzalanacaktır. 1992 sözleşmesinde kayıpların tamamlanacağı vurgulanır. Salondan Denizer’e “sen bildiğini yap” sözleri yükselir. Denizer, herkese teşekkür eder.
Ana
sayfaya Dönüş